Bipolar (Duygu Durum Bozukluğu) - Başlangıçtan Bugüne Süreç (Adım Adım) - İlk Adım

Merhaba,

Bipolar hastalığı ile tanışmam 27 yaşımda oldu ve o günden bugüne kadar yaşadıklarımın kısa bir özetini bir yazı dizisi oluşturup bu blog yazısında paylaşacağım.

Bipolar nedir?

Bipoların genel tanımını herkes biliyordur. Onun için burada terminolojik bir açıklama yapmayacağım. Hasta gözünden paylaşım yapacağım. Ve bu görüşlerin çoğu deneyimseldir ve unutulmaması gereken en önemli husus ise bu görüşler bencedir.

Benim için bipolar 27 yaşına kadar gelişine yaşanmış bir hayatın bir anda deneyimlemediği bir duygusal hissedişin bir anda görünmesi ve ardından geçmiş deneyim bilgisi ile yaşamaya devam ederek kaybedilmesiyle girilen bir döngüdür ve bu döngü sanki sonsuz bir döngü gibidir.

Mani nedir?

Yine belirteyim, mani tanımlaması bir hasta gözünden gözleme dayalı bir şekilde yapılmaktadır. Mani bence kendini ifade edemeyen, etmekten genellikle korkan insanın duygularını bastırabildiği kadar bastırması ve bir noktada artık bünyenin kabul edemeyip patlamasıdır. Yani doğru zamanlarda ortaya çıkartılamayan enerjinin bir anda dışa vurumu ve bu dışa vurumla insanın kendi içerisinde de sakladığı diğer duyguların harmanlanmasıdır. Bipolar olmayan insanlar için anlaşılması için bir örnek vermek istiyorum. Sert bir zımba düşünün parmaklarla tam güç uygulanarak bastırılmış ve sonuna kadar sıkıştırılmış bu zımbayı insan parmaklarıyla belli bir noktaya kadar tutulabilir bir noktadan sonra parmaklar o ağırlığı kaldıramaz ve kontrol dışı fırlar, bu fırlama esnasında ortaya çıkan enerji işte tam olarak bipoların ilk mani sürecidir. Sonrasında ise oraya buraya çarpan zımba hareketsiz durur ve artık gözlem zamanıdır. Depresyon ise tam olarak bu andan itibaren başlar.

Depresyon nedir?

Yine belirtmek zorundayım bu düşünceler bencedir. Depresyon maniden sonra gelen gerçekle yüzleşme halidir. Enerji boşalmıştır artık hareket mecali kalmamıştır ve artık geriye gerçekleri görme zamanı gelmiştir. Yani insanın manide yaptıklarını düşünüp ve pişmanlığını yaşama zamanıdır. İnsan istesede bu düşüncelerden kaçamaz. Bu noktada diyebileceğim tek şey depresyondaki pişmanlık bence çok güzel bir şeydir. İnsanı yeniden hayata hazırlar.

Önemli Not: Buradaki en önemli husus depresyondan normale döndükten sonra tekrar duyguları biriktirmeden, onları ifade etmenin bir yolunu bulmak duyguları bastırmadan, tekrar patlayıp başa almamak için kesinlikle ihtiyaç olunan konu duyguları ifade etmenin bir yolunu bulmak. Bu döngü insanı umutsuzluğa sürükleyebiliyor ama ne olursa olsun insan umuda tutunmalı ve kendine zarar verecek tutumlardan kaçınmalıdır. Bir yol elbet vardır, o anda görünmese de küçük küçük, adım adım o yol bulunabilir. Bende tam olarak bu blogda şu anda bunu yapıyorum. İlk yazım bu yazı, ve sen bipolar arkadaşım yada umutsuz arkadaşım devamında çok fazla yazı yazdıysam adam üstesinden gelmiş deme, bu ilk yazımda saçma sapan bir haldeyim, ve biliyorum devamında da saçma sapan hallerim olacak. Sonuç değil önemli olan süreç ve şu anda buradan başlayarak bunu öğrenmeye çabalıyorum.

Bu olayın özünü başka bir zaman kısmet olursa direk nokta atışı bir şekilde size anlatmak isterim.

Deneyimler 1 (Kısa kısa zamanla olabildiğince bir çok şeye yer vereceğim.)

O ilk anda deneyimlenen benim için dinginlik ile yaşanmış bir hâl idi. Taşkınlıkta yoktu. Sadece dinginlik ve bir şeyler için gerçek anlamda emek etmek vardı. Ve sonrasında ise kendi isteğimle ama kendi isteğimin dışında yakınım olan insanların ihtiyaçlarını karşılamak için o deneyimden vazgeçiş ile başladı benim için süreç, çünkü bende dahil olmak üzere deneyimlediğim duygunun zarafetini etrafımdaki kimse tam olarak anlamamıştı ve ben sürekli bir şeyleri ispatlamaya çalışırcasına insanlara o duygunun ve olanın ne olduğunu anlatmaya çalışıyordum ve tabii ki aynı zamanda etrafıma uymaya çalışıyordum ve burada da tam olarak bölünme başlıyordu. Çünkü iki insan olmaya çalışıyordum. Çünkü, önceden bir ben vardı herkesin alıştığı ama bir de deneyimlenen duygudan sonra olan bir ben vardı. Ve bu kördüğüm gibi bir şeydi.

Tabii ki çözemedik kolayca, ama çözme denemelerinden hiç bir zaman vazgeçmedik. Şu anda bunları yazarken son günlerini kayıp bir insan olarak geçirdiğimin itirafıyla devam ediyorum. Bipolarda kayıp öyle böyle bir kayıp değildir. Hem yaşamın bir anlamı yoktur hemde içsel değerlerin yoktur. Ve bu yazı dizisine başlarken bugüne kadar tecrübelerimi bir kenara katıp, hem bu hastalıktan olabildiğince iyileşmek/kontrol altına almak hemde başka insanların iyileşmelerine yada kontrol edebilmelerine vesile olmak amacını güdüyorum.

Evet, şimdi kaldığmız yerden devam edelim söylemiştim 27 yaşında başlamıştı süreç, ilk mani atağı başladığında tam olarak bu yaştaydım. Dinginlikten sonra gelen mani süreci, zihnimde çok fazla düşünce vardı. İlk başta bulunduğum şehirde belkide en bilindik psikyatriste gittik tabii biz bipolar nedir ne değildir bilmiyorduk. Tanıyı koydu doktor bipolar dedi ve ilaçlara başladık. Ama sürecim devam ediyordu.

Taşkınlıklarım oldu, bu taşkınlıkları burada yazmayacağım ama hem bipolar hastaları hemde bipolar hasta yakınları bilir. Sadece bir kaç anlaşılabilir örnek vermek istiyorum. Mahallede dolanıp duran eskici, eskici şeklinde seslenen eskiciye gidip kendimi verecektim, ben ise yeni ben ile devam edecektim şeklinde bir zanna kapıldım. Tabii sonu ruh sağlığı hastanesinde bitti. Bir süre ruh sağlığı hastanesinde yattım. Her gün annem, babam, ablam ve eski eşim yanıma gelirdi. Hastane dönemim çok uzun sürmedi, o dönem çevremde bu acıları çeken insanların farkına dahi varamadım.

Devamında ise sürekli olarak o ilk başta bahsetmiş olduğum duyguyu deneyimleme gayretindeydim. Yani gayretten öte hırs haline geldi benim için, sürekli din, maneviyat konularını araştırarak ve uygulama denemeleriyle geçiyordu hayat. Bu konuyu açmak beni ürkütsede kısaca paylaşacağım, işte namazı şöyle kılarsam o duyguyu tekrar hissederim, şöyle meditasyon yaparsam o duyguyu yakalarım düşünceleriyle geçti bir yandan da kendimi insan ilişkilerimde bastırmaya devam ediyordum.

Bu süreç kedinin kuyruğunu kovalaması gibi geçti gitti. Şu anda dönüp o zamanları değiştiremem.Artık farkındayım ve durumumu kabul ettim.

Önemli Not: İlk başlarda hasta olduğuma inanmıyordum böyle bir inancım yoktu ve ilaçlarımı da düzenli kullanmıyordum. Ancak farkına vardım ki ilaçlar duygu durumumu korumama yardımcı vesilelermiş. İlaçları halen kullanıyorum ve tabii ki bir gün bırakabileceğim umudumu da taşıyorum, dediğim gibi umut ediyorum...

Bipolar tedavi edilebilir mi?

Gittiğim doktorlarda yada araştırmalarımda kesin tedavinin olmadığı konusunda defalarca karşılaştım. Ve bulunduğum noktada halen tedavi edilebileceğine dair inanç taşıyorum. Belki de bu inanç benim şu anda ağır depresif süreçlerinden sonra dahi hayatta kalmama vesiledir. İnsan hiç bir zaman bence kesin iyileştim artık hiç bir şey olmaz dememeli, Hz. Mevlana'nın sözüyle devam etmek isterim.

Dün zekiydim dünyayı değiştirmeye çalışıyordum bugün akıllıyım kendimi değiştiriyorum.

Bence tedavide kilit nokta Hz. Mevlana'nın sözünde yatıyor, dünyayı değiştirmek yerine insan kendisini değiştirmek için gayret etmelidir. Kendini değiştirmekte dışarıdan ziyade kendi eksikliklerinin farkına varıp, bunları en başta kabul etmek. Yani yeterli olduğu alanları bilmesi gerçekten önemli bir aşama, kendimden örnek vermek isterim. İkili ilişkilerde kendimi kabul ettirmek için kendi değerlerimden vazgeçiyorum. Ve bu değerlerden vazgeçiş beni duygusal olarak boşluğa itiyor. Aslında, söylemek istediğim şeyi doğru kelimelerle, cümlelerle söyleyebilsem herşey çözülecek ve bunu henüz bilmiyorum. İşte bu örnek benim eksikliğim, peki ya ne yapabilirim? Her şey önce eksikliği fark etmek, sonra bir yol aramak ile geçiyor. Bu konuda da yolu bulduğumu düşünüyorum. Marshall B. Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim kitabındaki yöntemselleri içselleştirmekten geçiyor. Bu yöntemler ile ilgili ayrıca yazılar yazacağım.

Şimdilik bu yazının yeterli olduğunu düşünüyorum...

Bu benim ilk yazım, ve bu yazı ile birlikte bir son söz zinciri oluşturmak istiyorum.

Son söz: Umut insanın en karanlık dehlizlerinde, bütün kapılar kapandığında bile onu dirilten, içindeki o küçük ışığın yanmaya devam etmesidir. Sabahattin Ali

Yorumlar (0)